Yeşil Çay ve Sağlık



* Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde :

* Kanser riskini azaltır. (Reduces incidence of cancer) + Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir. + Yeşil çay düzenli içilmesi halinde prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır. + Yeşil çay deri kanserine yol açan ultroviyole ışınların zararından korur. o Tümörü küçültür. (Reduces tumors) o Antioksidandır. (Reduces oxidation by astir oxygen) + Yeşil çaydaki antioksidan E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir. o Kolestrolü düşürür. (Lowers murder cholesterol) o Tansiyonu ayarlar. (Inhibits process of murder pressure) o Kan şekerini ayarlar. (Inhibits process of murder sugar) o Bakterileri öldürürür. (Kills bacteria) o Grip virüsünü öldürür. (Kills contagion virus) o Ağız kokusunu önler. (Prevents halitosis)

* Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde : o Stresi azaltır. (Reduces stress) o Gribi önleyicidir. (Prevents flu)

* Yeşil çay içindeki kafein sayesinde : o Performansı etkiler,yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
(Stimulates wakefulness – removes tedium and sleepiness) o İdrar söktürücüdür. (Acts as diuretick) + İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.

* Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde : o Kan damarlarını güçlendirir. (Strengthen murder craft walls)

* Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde : o Kan şekerini düşürür. (Lowers murder sugar) * Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde : o Diş çürümesini engeller. (Prevents cavities)

* Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde : o Antioksidan olarak rol oynar. (Acts as antioxidant) o Yaşlanmayı geciktirir. (Regulates aging)

* Yeşil çay içindeki EGCG (Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde : o Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor. o Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor. o Alzheimer'i önleyici o Sigara kullanımının toksik etkisini azaltıyor. o Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.

* Yeşil Çay: o Anti enflamatuar, hücre yenileyicidir. o Arterioskleroz riskini azaltır. o Damar sertliğinden koruyor. Kılcal damarları büzerek ödem oluşmasını önlüyor. (21) o Deriyi besler o Kalp ve dolaşım sistemini olumlu etkiler ve, hastalıklarını azaltır. o Kemik erimesini engelliyor. o Kilo verdirir. o Mide ve barsak problemlerini hafifletir. o Migreni geçiriyor. o Sürekli kullanımı, romatizmal hastalıkların tedavisinde fayda sağlar. o Vücuttaki yağların yakılma sürecini hızlandırarak diyetleri destekler. o İstenmeyen yeğların %30'unu absorbe eder.Unutmayın!!!
* Günde 4–5 fincan yeşil çay vücudunuz zırh gibi korur.

* territory aç ve akşam yatmadan önce birer bardak yeşil çay önerilir.

* Yeşil çayınıza şeker koymayınız, * Tatlandırıcı olarak süzme bal koyabilirsiniz.

* Etkili olabilmesi için aç karnına, sıcak ve yudum yudum içilmelidir.
* Bizden demesi: siz siz olun ÇAYKUR yeşil çayı için.


Yeşil Çaydaki Şifa



Archives of Dermatology Amerikalı araştırmacılar, yeşil çayın, meme ve prostat kanseri gibi cilt kanserini de önlediğini açıkladı. Case Western Üniversitesinde fareler üzerinde yapılan araştırmalarda, yeşil çayın içinde bulunan "poliphenols" adındaki maddenin, cilt kanserini önlediği tespit edildi. "Poliphenols"un, kanser tümörleri etrafında tümörleri besleyen kılcal damarların oluşmasını önleyen ve kanser hücrelerini öldüren madde olduğu, daha önce yapılan araştırmalarda belirlenmişti.

Yeşil çayın günde dört bardak içilmesinin bazı kanser türlerinin oluşmasını önleyebildiğini kaydeden araştırmacılar, yeşil çayın cilde sürülmesi ile de, cilt kanserine karşı koruyucu bir tabakanın oluşturulabildiğini belirttiler. Farelerde yapılan araştırmalarda, cilde sürülen yeşil çayın, ultraviyole ışınlarının etkisini azaltarak ciltte aşırı yanma ve su kabarcıkları oluşmasını önlediği belirlendi.

Araştırmacı Santosh Katiyar, yeşil çayın kanser hastaları için "tedavi yöntemi olmadığını fakat sağlıklı insanların kullanması ile kanser riskini önlediğini" belirtti. Araştırmacılar, yeşil çayın bir–iki günde etkisini göstermediğini, insanların yeşil çay içmeyi alışkanlık haline getirmeleriyle yaşam boyu faydasını görebileceklerini kaydediyorlar ve ciltlerine yeşil çay süren insanların yine de uzun zaman güneş altında kalmaktan sakınmaları gerektiğini, cilt kanserini önlemenin en iyi yolunun, ultraviyole ışınlarının etkisinden korunmak olduğuna dikkat çekiyorlar.


Yeşil Çay



Yeşil çay; Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilen bir çaydır. Yeşil çay, siyah çayla aynı bitkiden "Camellia Sinensis" decade elde edilmesine rağmen; aralarındaki tek farklılık, işleme tekniğinden kaynaklanır. Yeşil çayın yaprakları, siyah çaya göre çok daha az işlem görür. Yeşil çay bitkisinin yaprakları, taze ve yeşil rengini kaybetmez. Siyah çay bir oksidasyona maruz kalırken, yeşil çay oksidasyona maruz kalmaz ve içerisindeki antioksidan maddelerin azalmasına karşı korunmuş olur (Referans15).

Her iki çayda da kafein bulunur, ancak yeşil çaydaki kafein oranı daha düşüktür. Siyah çayın da, yeşil çayın da antioksidan özellikleri vardır, ancak daha az işlem gördüğü için yeşil çaydaki antioksidan miktarı daha fazladır.Yesil Çay – Camellia sinensis Eğer uzun yaşama konusunda bir yarışma olsaydı Japonlar, dünya şampiyonu olurdu! Japonlar, fazla sigara içtikleri halde diğer bütün uluslardan daha uzun ömre sahiptirler. Sırları nedir? Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’ daki bazı araştırmacılar, cevabı yeşil çayda arıyorlar. Yeşil çayda bulunan bazı maddelerin kansere ve kalp hastalığına karşı mücadele etmeye yardımcı olabileceğini ileri süren etkileyici bazı çalışmalar yapıyorlar (Referans12).

Yeşil çay, kateşin (catechin) adlı potansiyel olarak yararlı maddelerin zengin bir kaynağıdır. Çay işlenirken değerli kateşinlerin bir kısmını oksidasyon ile kaybeder (Siyah çay). Yeşil çay çok az prosese uğramıştır, bu yüzden siyah çaya oranla kateşinlerin çok büyük bir bölümünü barındırmayı sürdürür (Referans15).

Yeşil çayın kimyasal bileşimi, iklim, mevsim, tarımsal uygulamalar ve yaprağın yaşı (hasat edilen sürgünde yaprağın pozisyonu) ile ilgili olarak değişir.Yeşil çayın en önemli bileşenleri polifenoller özellikle EGCg’ dir.Yeşil çayın diğer bileşenleri, kafein, theanin (bir çeşit amino asit), vitaminler,organik asitler, polisakkaritler, protein, lignin, florid, mineraller’ dir. Son yıllarda, modern kimyanın ilerlemesiyle, yeşil çay bieşenleri analiz edilmiş ve yeşil çayın sağlığa etkileri, biimsel teyidi olan bir noktaya ulaşmıştır.

Yeşil çayın anti–kanserojen, kalbi koruyucu, damarları koruyucu ve anti–mikrobiyal aktivitelere sahip olduğu teyid edilmiştir. Sağlığa yararlarından dolayı yeşil çaya olan ilgi artmış ve gelişmiş ülkelerde yeşil çay tüketimi hızla artmaya başlamıştır.Yeşil çayın içeriğindeki polifenol genel adı verilen ve içerisinde önemli kateşinleri içeren grup antioksidan özellikten sorumludur.

Bunlardan EGCg Epigallocatechin gallate – epigallokateşin gallat) en önemli antioksidanlardan biridir. Polifenoller, içerisinde flavonoid ve kateşinlerin de bulunduğu geniş bir antioksidan grubudur. Yeşil çay demlenerek tüketildiği gibi artık şimdilerde ekstreleri paper veya kapsül formunda da tüketilebilmektedir. Normalde 1 fincan yeşil çay yaklaşık olarak 40–80 mg kafein içerirken, burada anlatılan ekstre (öz) kapsülleri 4 mg kafein içermektedir. Ayrıca bu kapsüller 200 mg EGCg içermektedirler. Dolayısıyla Yeşil çay ekstre kapsüllerimiz, hem kafeinden kaçınarak, hem de daha fazla EGCg tüketerek yeşil çayın faydalı etkilerinden yararlanmak isteyenlere özellikle önerilebilir.


Günde bir bardak yeşil çay damarları açıyor



Günde bir bardak yeşil çayın damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda bulunduğu belirlendi.Daily Mail’in internet sitesinde yayımladığı yeni bir araştırmaya göre, bir bardak yeşil çay 30 dakika içinde omuzlardan bileklere giden damarları yüzde 4 oranında genişleterek, kanın pıhtılaşma riskini azaltıyor.Akina Tıp Okulu kardiyoloji bölümünden Dr. saint Aleksopulos’la ekibi, omuzdan bileğe uzanan ve vücuttaki kan akışının iyi bir göstergesi olan brakiyal (koldaki) damarların, bazı sıvılar alındığındaki durumunu ultrasonla inceledi.Bir grup sağlıklı deneğe yeşil çay, kafein ve sıcak su verildi.

Her bir sıvıyı aldıktan sonra deneklerin brakiyal damarlarının durumuna bakıldı.Araştırmacılar, deneklerin yeşil çay içmelerinden 30 dakika sonra damarların yüzde 4 oranında genişlediğini, kafein ve sıcak suyun bu etkiyi göstemediğini saptadı.Araştırma, European Journal of Cardiovascular Prevention and Rehabilitation’da yayınlandı.Damarların genişlemesi, kan damarlarını saran hücrelerden oluşan ve pıhtılaşmayı önleyen endotelyumun daha iyi işlemesini sağlıyor.

Daha önceki araştırmalar, siyah çayın endotelyumun kısa ve uzun dönemli performansını artırdığını göstermişti. Ancak ilk kez yeşil çayın geniş damarlar üzerinde kısa dönemde yararlı etkisi olduğu belirlendi.Bir başka araştırma da yeşil çayın sigara tiryakilerinde endotelyal fonksiyon bozukluğunu ortadan kaldırdığı saptanmıştı. Bunun yanı sıra yeşil çayın kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürmede etkisi olduğu da belirlenmişti.Siyah çay tüketime sunulmadan önce işlemden geçirildiği için, yararlı antioksidanlar olan flavonoidlerin etkisi yüzde 90’a lizard oranda azalıyor.


Yeşil Çay Koruyor



Taze yeşil çaydaki polifenolik maddelerin, kanser riskini azaltmada önemli etki gösterdiği belirtildi. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sait Doğan, son yıllarda yapılan araştırmalarda yeşil çayın insan sağlığına olumlu etkiler yaptığını, özellikle kanser tedavisinde kullanılabileceğini belirtti.Şekersiz olarak kullanılan yeşil çayın insan vücudunda sıvı dengesini sağladığını vurgulayan Doç. Dr. İsmail Sait Doğan, "Araştırmalara göre yeşil çaydaki polifenolik maddeler antioksidan özelliğe sahip olduklarından kanser riskini azaltmada müspet etki gösteriyor." dedi.

Çayın içerdiği antikanserojen ve antioksidan bileşenlerin vitamin E ve C’den daha etkili olduğu tespitini yapan Doğan, bu bileşenlerin kanser tedavisinde büyük rol oynamasının yanı sıra yeşil çayda E ve C vitaminlerinin az da olsa bulunduğunu dile getirdi.Tokyo Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada, yeşil çayın kanser ve kalp hastalıkları gibi çok sayıda hastalığa karşı etkili olmasının sebebinin EGCG maddesi olduğunu söyleyen Doğan, "EGCG’nin akciğer, mide, kolon, karaciğer ve cilt kanserlerini önleyici etkisi bulunmaktadır. Avustralya’daki Curtin Üniversitesi ile Çin’deki Hangzu hastanesinin kanser uzmanları yeşil çay içen Çinli erkeklerle çay tüketmeyen Avustralyalı erkekler arasında yaptıkları karşılaştırmalı incelemeler sonucunda yeşil çayın prostat kanseri riskini azalttığı gözlenmiştir.

Bu yüzden dünyada prostat kanserinin en düşük oranda görüldüğü ülke Çin’dir." dedi.Aynı araştırmacıların yeşil çayın yumurtalık kanseri riskini de azalttığı bulgularına ulaştıklarını ifade region Dr. Doğan; "Yeşil çayın içinde bulunan EGCG ve EGC gibi maddeler sigara ile ilişkili kanser riskine karşı da etkilidir. Günde içilen 4–6 fincan yeşil çay, mide, yemek borusu, kolon, meme, sindirim sistemi kanseri riskinde azalma sağlar." dedi.Yeşil çayın faydalarıKafein içeriğinden dolayı çay, kalp ve dolaşım sistemi için hafif bir uyarıcı olup damar sertliği riskini azaltıyor.

Diş minesinin kuvvetlenmesinde ve dişlerin çürümelere karşı korunmasında önemli rol oynuyor. Yeşil çayın canlılık verici etkisi, içerdiği kafein ile yakından ilgilidir. İshali durdurur. İçerdiği mineral maddeler nedeniyle vücuttaki mineral madde dengesinin kurulmasında sudan çok daha etkilidir. Çay banyoları, sıcak çay emdirilmiş temiz tülbent veya pamukla yapılan kompres ve pansumanlar, göz ve cilde canlılık kazandırarak bazı rahatsızlıkları giderir. Vücuttaki toksinleri atar, yaşlanmayı geciktirir. Migreni geçirir, depresyonu önler. Zayıflama rejimlerine yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Sürekli kullanımı, romatizma hastalığının tedavisinde faydalıdır. Çay yazın dinlendirmekle kalmayıp serinlik hissi de verir.


Yeşil Çay Şekerlerlemesi



Japonya’da, yeşil çayın sağlığa yararlı özelliklerinden çocukların ve büyüme çağındaki gençlerin daha çok yararlanması için, gölge altında yetiştirilmiş taze çay sürgünlerinden elde etmiş oldukları yeşil çay sürgünlerinden Matcha (Tencha) olarak adlandırmış oldukları yeşil çay pudrasını kullanarak, ülkemizde ki sert şekerleme türü olan akide şekeri benzeri yeşil çay şekerlemesi üretimi yapılmaktadır. Şekerlemeler genel olarak, çeşitli yaş meyvelerin ve bazılarının kabuklarının veya kuru meyvelerin şekerle kaynatılmasıyla yapılmaktadır.Yeşil çay şekerlemesi, sert şekerlemelerden olup meyve aromalı ve kakao’lu şekerleme üretim hattında imal edilmektedir.


Sert şekerler, yüksek katı madde içeriğine dek kaynatılmış glikoz şurubu ve sukroz karışımlarıdır. Bu ürünler "camsı" nitelikte olup, aslında görünüşte katı fakat gerçekte erime noktalarının çok altında kristallenme olmadan katı özelliklerini gösterecek şekilde soğutulmuş haldedirler (McDonald, 1984).Katı madde miktarı, kullanılan üretim tekniğine bağlı olmakla beraber %97 oranındadır. Bu kadar yüksek katı madde içeriğinde olan şeker kütlesi soğuyunca parlak bir görünüme kavuşur (Alexander, 1998b). İyi bir raf ömrüne sahip ürünün elde edilebilmesi için son ürün en az miktarda nem içermeli ve sukroz ile glikoz şurubu/invert şeker oranı arasında doğru denge kurulmalıdır. İstenen raf ömründeki ürünü sadece sukrozla üretmek mümkün olmayıp; glikoz şurubu katılması zorunludur.

Glikoz şurupları şekerlemelerin en önemli hammaddelerinden biridir; çünkü kristalizasyonu, kıvamı, nem çekiciliği, renk gelişimini ve tatlılığı kontrol ederler (Anon., 1991).Üretim işlemin şekerleme kütlesinin akıcılığı da oldukça önemlidir. Bu özellik karıştır manın kolay olmasını ve sonuçta camsı hali oluşturan soğutma işleminden önce şeker kütlesinin içinde tuttuğu havanın çıkarılmasını kontrol eder. Şekerleme formülasyonunda kullanılan glikoz şurubunun miktarı ve tipi şeker kütlesinin akıcılığı veya viskozitesi üzerine çok etkilidir ve bu faktör sadece glikoz şurubunun formülasyona ilavesiyle kontrol altında tutulur.Yeşil çay pudrası ile glikoz şurubunun tipi ve kullanım miktarları, şekerin yenme veya çiğnenme özelliklerini tayin eder. Glikoz gibi düşük molekül ağırlıklı sakkaritler ürüne kırılganlık verirken, şurupta mevcut diğer yüksek sakkaritler ürüne çiğnenebilirlik sağlarlar.

Glikoz şurubunun seçimi ayrıca şekerin raf ömrünü de etkiler. Sert şekerlemelerin denge nispi rutubeti %30 civarında olup atmosfer nemi her zaman bu değerden yüksektir ve bu nedenle ürünün nem çekme eğilimi vardır. Ancak glikoz şurubu kullanıldığında ürünün dış yüzeyinde oluşan tabakanın, nemin iç kısma nüfuzunu önlediği saptanmıştır. Böylece ürünün nem alması azılarak, yapışkan pull gelme eğilimi de azalır.Yeşil çay şekerlemelerinde glikoz şuruplarının kullanım oranı pişirme prosesine göre değişir. Glikoz şurubu sukrozun toplam çözünürlüğünü arttırarak, sukrozun kristallenme eğilimini arttıran karıştırma işleminin etkisini azaltır.

Ayrıca bu proses sırasında oluşan alter şeker miktarı, yüksek sıcaklıklarda daha kısa süre bekletmenin bir sonucu olarak daha azdır. Bu ürünlerin depolanmasında sukrozun tekrar kristallenmesi sorunu da glikoz şurubunun kullanımıyla önlenmiş olur.Şekerlemelerin cinsine bağlı olarak istenen kalite özellikleri; ürünün çok sert olmaması, doku ve çözünürlüğünün damak tadına uygun olması, uygun şekilde tatlılığıdır (Van Binsbergen ve ark., 2001). Glikoz şuruplarının yeşil çay şekerlemelerinde kullanımının temel amaçları viskozite sağlamak, lezzeti geliştirmek, doku sağlamak, nem tutucu özellik kazandırmak, tatlılık vermek ve renk kaybına direnci arttırmaktır (Hebeda, 1987). Şekerlemelerde mikroorganizma gelişimini önleyecek su aktivitesi değeri %75'lik sukroz konsantrasyonuyla mümkündür.

Ancak, sukroz 20°C'de %67.1 konsantrasyonda doygunluğa ulaşıp kristallenir. Sukroz, glikoz şurubu yer değiştirdiğinde kristalleşme olmaksızın daha yüksek konsantrasyonlar ile düşük su aktivitelerine ulaşılmaktadır (Jackson, 1995).Şekerlemelerde ayrıca, nişasta esaslı maddeler nötr bir tat sağlamalarının yanı sıra ürün dokusunu da etkilemektedir. Bu ürünlerde en önemli sorunlardan biri ürünün ortamdan nem absorblamasıdır. Bunun sonucu ürün yüzeyi yapışkan pull gelerek doku bozulur ki bu, glikoz şuruplarının önemli etkisi olan ürün yüzeyinin su absorplanması sonucu oluşan yapışkanlığını önlemesidir. (Alexander, 1998b)


Kansere yeşil çay



Günde 4–5 fincan yeşil çay vücudu zırh gibi koruyor. Yüksek tansiyondan uykusuzluğa kadar birçok derde derman olan çaylar, doğru şekilde hazırlanmazsa zararlı etkileri ortaya çıkıyorGazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Farmokognozi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitkisel çayların alternatif içecek, koruyucu ve tedavi amaçlı olmak üzere üç grupta ele alındığını belirterek 'Bu çaylar gün boyu içilen çay ve kahvenin yerine sağlıklı bir içecek olarak değerlendiriliyor.

Çoğu kişi sabah çayından sonra artık, kuşburnu, elma, adaçayı bitkilerinden hazırlanan çayları tercih ediyor' dedi. Bitkisel çayların vücudun direncini artırarak hastalıklardan koruduğunu belirten Sezik, bu çayların tedavideki rolü hakkında bilgi verdi: 'Nezle, grip gibi günlük rahatsızlıkların yanında böbrek, karaciğer hastalıkları, yüksek tansiyon gibi hastalıklarda da bitkisel çaylar yaygın bir şekilde kullanılıyor. Ancak, kanser gibi çok ciddi hastalıkların tedavisinde bitkilerin çay halinde ilaç olarak kullanımı da görülmektedir. Bu yanlış ve hastanın sağlığını tehlikeye sokacak bir durumdur.'



Bitkilerle Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitkisel çayların tedavi amaçlı kullanımının yaygınlaşması nedeniyle ülkemizde de yürürlükte olan 'Avrupa Farmakopesi'nin bu tedavi edicilerle ilgili standartlar getirdiğini söyledi.Doğru şekilde hazırlanmadığında bitkisel çayların etkisini gösteremeyeceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ekrem Sezik, 'Bitkisel çaylar, demleme, kaynatma ve normal ısıda hazırlanabilir. Yöntemlerin seçimi önemli.

Çünkü bitkisel çay çözeltisine geçecek maddeler bu hazırlama yöntemlerine göre değişebilir. Yanlış yöntem seçilirse istenen maddeler geçmeyebilir veya istenmeyen maddeler geçebilir. Bitkisel çayların bir ilaç şekli olduğu unutulmamalı ' diye konuştu.Düzenli içinBitkisel çayların tedavi ve koruma amaçlı kullanıldığında düzenli bir şekilde içilmesi gerektiğine dikkat çeken Sezik, 'Bitkisel çaylar tedaviye uygun şekilde kullanıldığında istenen etki ortaya çıkabilir.

Tedavinin gerektirdiği süre tamamlanınca çay içilmesi de bırakılmalı. Aksi taktirde mutedil etki yapan maddelerin birikmesinden istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir. İstenen etkinin ortaya çıkabilmesi için kürler arasında bir süre bırakılmalı.'Hastalara sabah aç karnına ve akşam yatmadan önce birer bardak bitkisel çay içmelerinin önerildiğini belirten Sezik, 'Başka bir şekilde tavsiye edilmemişse çayların etkisini gösterebilmesi için aç karına , sıcak ve yudum yudum içilmeli' dedi.Şeker yerine bal katınBitkisel çaylara tadlandırcı olarak süzme bal ilavesi tavsiye ettiklerini belirten Sezik, 'Öksürüğe karşı kullanılan çaylarda bal ilavesi balın da etkisiyle çayın daha etkili olmasını sağlayacaktır.

Suni tadlandırıcıların bitkisel çaylara ilave edilmesini önermiyoruz. Çünkü çaydaki etkili maddelerle reaksiyona girmesi kaçınılmazdır. Uçucu yağ taşıyan droglarla hazırlanan çayları herhangi bir tadlandırıcı katmadan içmek gerekir' dedi.Erkeklere uyarıDoğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, adaçayında doğal östrojene (Kadınlık hormonu) yakın bileşikler olduğunu hatırlatıp erkekleri bu çaydan günde iki fincandan fazla tüketmemeleri konusunda uyardı.

Saraç, yanlış hazırlandığında çayların olumsuz etkisinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekerek 'Adaçayı kaynatılmaz. Haşlama ya da demleme şeklinde hazırlanır. İki, en fazla üç dakika kaynar su içinde kalırsa o zaman yararlı maddelerini verir. Daha fazla kaynatılırsa acı bir shade oluşur. Bu da bitkinin zararlı maddeler verdiğini gösterir. ' Saraç, çayların hijyenik ambalajlarda, ruhsatlı olmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek 'Bunlara dikkat edilmezse yeterince randıman alınmayabilir, farkında olmadan böcek ilacı bulaşmış, toksitli çaylar içmiş olabilirsiniz' dedi.

Kalbe de birebirCase Western Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan araştırmaya göre, günde 4–5 fincan yeşil çayın kanserden koruyucu etkisi var. Dr. Ender Saraç, mayalanmamış siyah çaydan elde edilen yeşil çayın vücut üzerindeki etkisi hakkında bilgi verdi: 'Yaşlanma ve yıpranmaya yol açan maddelerin vücuttan temizlenmesine yardımcı oluyor. Kan kolesterolü ve glyceride düzeyini normal sınırlarda tutmaya yardımcı olup kalp sağlığını koruyor. Yeşil çayda bulunan polifenol ve kateşin adı verilen maddeler tümör oluşumuna yol açan maddeleri yok ediyor. Yeşil çay yaygın olarak içilen Asya ülkelerinde Batı'ya oranla kanser vakalarının daha az olduğu biliniyor.'


Yeşil Çay ve Çeşitleri



*Japon Yeşil Çayları
o Gyokuro
o Matcha:bebek pudrası gibi toz halindedir, Japon seremonilerinin vazgeçilmez çayıdır.
o Sencha
o Kamairicha:Sencha çayından farkı üretim aşamasında yapraklar sıcak su buharı ile değil fırında şok soldurmaya sock tutulmuş olmalarıdır.
o Bancha:kaba çay, düşük kaliteli çaylardan yapılıp, niteliksiz olmasına karşın günlük kullanımda özellikle kırsal ve dağsal bölgelerde yaygın olarak içilmektedir. Halk tarafından evde basit düzeneklerle el yapımı olarakda üretilmektedir. Dünya yeşil çay üretiminde pek bilinmemektedir.
* Çin yeşil çayları:
o Gunpowder (GP)
o Imperial, Young Hyson (YH)
o Hyson o Twankay
o Hyson Skin
o Chunmee (CH)
o Sowmee (SW)
o Dust


Gebelikte ve Hamilelikte Bitki Çayları Kullanımı



* Günümüzde insanlar bir çok problemin çözümü için doğal bitkisel yöntemleri tercih etmektedirler. Bir çok kişi enerjiyi arttırmak, hafızayı güçlendirmek için farklı bitkiler kullanmaktadır.Gebe iken bitki kökenli doğal ürünler bilinçli tüketilmelidir.

* Gebelik esnasında kullanılan bitkiler önemlidir.Birçok bitkisel ürün kullanımı gebelikte güvenli iken bazı bitkiler problemlere yol açar.Bu bitkilerin bir kısmı rahimde kasılmaya sebep olarak düşüklere dahi sebep olabilirler. Bazen ishal,bulantı,kusma ,tansiyon düşmesi gibi şikayetlere de sebep olan bu bitkisel çaylar kontrolsüz ve aşırı bir şekilde kullanılmamalıdır.

* Gebelikte bitkisel çayların kullanımında bir diğer tehlikesi de zararlı artıklar, böcek,toprak hatta kurşun gibi hijyenik olmayan maddeleri de içlerinde barındırabilmelerinden gelmektedir.Toplanma,saklama ve ambalajlama şartları her zaman hijyenik olmayabilen bu çaylar ancak doktorunuzun önerisi var ise alınmalıdır.

* Hamilelikte bitkisel çay içmek istiyorsanız böyle bir çayı alırken içeriğine iyi bakın. Bilmediğiniz,tanımadığınız ve özellikle ülkemizde olmayan bitkiler içeriyorsa tercih etmeyin.Limon, elma, ıhlamur, ahududu,portakal ,nane, karanfil,rezene,adaçayı, kuşburnu, keten tohumu gibi bilinen çayları aşırıya kaçmamak şartı ile içmenizde bir sakınca yoktur.

* Bilmediğiniz,tanımadığınız hiçbir bitkiyi ne çay olarak ne de yemeklerinizde tat arttırıcı olarak kullanmayın.

* Büyük bir kısmı rahim kasılması yapan bazı bitkilerin hem çay olarak hem de yemeklerde katkı olarak gebelikte kullanılması sakıncalıdır. Ülkemizde de bilinen zararlı bitki çayları, şifalı bitkiler in bazıları da şunlardır;

o Fesleğen

o Karanfil yağı

o Ardıç

o Aloe Vera

o Ginseng

o Melek otu

o Kafuriye

o Kimyon

o Rezene

o Yasemin

o Lavanta

o Safran

o Sinameki


Gebelikte Bitki Çayları Kullanımına Dikkat



Bitkisel çaylar ve şifalı otlar hayatımıza gireli çok oldu. Ancak içlerindeki etken maddeleri hala bilmiyoruz. Söz konusu bitki olunca her şey masum görünüyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Özellikle hamileler ve çocuklarda fazla tüketilen bitki çayları ve bazı bitkiler ciddi sorunlara neden olabiliyor. Hamilelikte hangi çayları sık tüketmemek gerekir? Hangi çaylar ve bitkiler neye iyi gelir? Hamilelik döneminde şifalı ot ve bitki çayı kullanımı ile ilgili merak edilenleri sizler için araştırdık...

BİTKİ ÇAYLARI NE KADAR MASUM?
Bazı bitki çaylarının içindeki etken maddeler özellikle çocuklarda ve hamile kadınlarda sorunlara neden olabilir. İlaçların içerdikleri etken maddelerin her biri ve miktarları net olarak bilindiği halde bitki çaylarında bu maddelerin miktarı ve yoğunluğu kesin olarak saptanamıyor. Üstelik her köşe başında açılmış aktarlardan ya da büyük marketlerden bunları edinmek mümkün. Ama asıl sorun neye ihtiyacımız olup olmadığını bilmememiz. Bu konuda özel eğitim almış uzmanlara başvurmamız gerek. İlaç yerine bitkisel tedaviyi tercih ediyorsanız, mutlaka doktorunuza ya da bir uzmana başvurmalısınız.
2 FİNCANI GEÇMESİN...
Kadınlar rezene, zencefil, ıhlamur, papatya, kuşburnu, normal çay, yeşil çay ve meyve çaylarını özellikle hamilelik döneminde bulantıyı ve sıvı ihtiyacını gidermek ve sakinleşmek için kullanıyorlar. Ayrıca loğusalık döneminde süt üretimini arttırmak için papatya, ısırgan ve rezene sıklıkla kullanılıyor. Ancak bu çaylardan günlük tüketim miktarı 2 fincanı geçmemeli.
Adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını arttırarak erken doğum yapma riskini yükseltebilir. Özellikle ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri biliniyor. Hatta ebeler bu çayı gecikmiş doğumları başlatmak için kullanmaya devam ediyor.
Fesleğen, biberiye, lavanta, yaban mersini, sarı kantaron, kediotu, oğul otu, aloe vera, karahindiba gibi bitkiler gebelik döneminde kullanıldıklarında erken doğum, gebelikte kanama ve düşük riskini artırma olasılıklarının bulunması ve bu nedenle kesinlikle uzak durulması gerekenler listesinde. Bazı bitkilerin aşırı kullanımda sakat doğuma yol açtıklarına dair bulgular bile var.
Kefir, eski bir ürün olsa da tıp dünyasına yeni girmeye başlamış bir içecek. Faydalı olduğu düşünülse de hamilelik döneminde kullanımı konusunda henüz kesin bir araştırma sonucu yok. Kesin olarak güvenliği kanıtlanmamış şifalı olduğu ileri sürülen ot ve bitkileri hamileliğinizin ilk ve son dönemlerinde tüketmemeniz yararlı olacaktır.
MUHAMMET TEKİN
(Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri)
HAMİLELİKTE UZAK KALINMASI GEREKEN BİTKİLER DE VAR!
“Hamilelik döneminde kullanılması faydalı olabilecek bitki ve bitkisel preparatlar şunlardır:

Elma ve elma kabuğu kompostosu: Hamilelikteki mide bulantısını ve mide yanmasını engeller.

Melisa çayı: Hamilelikteki sinirsel gerginlikler ve stres için kullanılabilir.

Acerola: Yüksek miktarda C vitamini ihtiva eder ve doğumu kolaylaştırıcı, düşük tehlikesini önlemede, rahmi güçlendirmede ve fazla kilo almayı engellemede kullanılır.

Lavanta yağı: Kasıklara giren kramplarınız için lavanta yağını öneririm. 5 damla lavanta yağını 1 bardak suya damlatın bir havlu veya beze emdirip sıkın ve kasıklara koyun 5 dakika bekleyin.

Hamilelikte yaşanan kansızlık için günde 3 adet hurma (hurma aynı zamanda folik asit ihtiva eder.), günde 2 adet havuç, keçiboynuzu- harnup pekmezi tüketilebilir.

Hamileliğiniz boyunca uzak kalmanız gereken bitkiler ise şunlar: Adaçayı, Sinameki, Maydanoz (aşırı kullanmamaya dikkat edin.), siyah çay, kahve ve acı baharatlar.”

HAMİLELERİN GÜVENLE TÜKETEBİLECEĞİ İÇECEKLER
Bu dönemde tüketimi en güvenli içecekler; su, taze meyve suları ve süttür. Sıcak içeceklerden süt, sıcak çikolata, salep gibi içecekleri tercih edebilirsiniz. Prebiyotik bakteri içeren ürünler bu bakterilerin etkisiyle sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önlerler ve hamilelik döneminde de rahatlıkla kullanılabilirler.
Enerji içecekleri, alkol, tatlandırıcı içeren diyet içecekler ve gazlı (kola, gazoz gibi) içecekler kesinlikle tüketilmemelidir. Diyet içecek ve gıdaların içeriğinde ve suni tatlandırıcılarda bulunan aspartamdan ve, her ne kadar bebeğe zararlı olduğu kanıtlanmasa da tüm diyet ürünlerinden uzak durulmalıdır.


Boğaz Ağrısına Karşı Hangi Bitki Çayı Kullanımalıdır?



Boğaz ağrısına karşı hangi bitki çayı kullanılmalıdır.
adaçayı : yaprakları kaynatılarak gargara şeklinde bir süre bekletildikten sonra(vücut ısısında) içilmelidir.
hatmi : Hatmi çiçeği ,hatmi yaprağı ve hatmi kökü enfizyon şekinde hazırlanarak içilebilir.


Bitki Çayı Hazırlarken neler Dikkat Etmeli?



Bitki Çayı Hazırlarken neler Dikkat Etmeli?
Kullanacağımız bitkinin ne olduğunu bilmemiz gerekir
Uygun zamandamı toplanmış,küflümü,tazemi,temizmi,raf ömrünü tüketmişmi
Kurutma zamanı önemli,kökler güneşte kurutulur,Çiçekler gölgede ve rüzgarlı bir yerde kurutulmuş olması lazım.


Biberiye Hangi Hastalıklara İyi Gelir?



Biberiye Hangi Hastalıklara İyi Gelir?
Yaprakları ufaktır.1-1,5 cm boyundadır.Kurutulduktan sonra tıbbi çay olarak kullanılır.Sindirim sistemi rahatsızlıklarında,yemeklerde kullanılır.
Ucucu bir yağdır.Kullanıldıktan sonra Bir ay içinde tüketilmelidir.Yapraklardan elde edilen esans harici romatizma hastalıklarında kullanılır.


Kabızlık için Hangi Bitki Çayı Kullanılmalı?



Kabızlık için Hangi Bitki Çayı Kullanılmalı?
Bağırsakları çalıştırarak dışkılamayı kolaylaştırır.
Bazı bitkiler Suyla birlikte şişerek dışkılamayı kolaylaştırır.
Keten : Yararlıdır.
Sinameki çayı : Kişi deneyerek kullanmalıdır.Tahriş edicidir.Usulüne uygun kurutulmuş olduğuna dikkat edilmelidir.
Kullanımı : Aniden etki edilmesi isteniyorsa Geceden alınıp kullanılması gerekir.
Hangi bitkiden elde edilmiş bu bütün bitkiler için geçerlidir.


Zayıflatan Bitki Çayları Nelerdir?



Malzemeler :
2 adet elma
1 adet Limon
1 adet tarçın
1 çay kaşığı çekilmemiş karabiber
1 çay kaşığı karanfil


Çayın Hazırlanışı : 3 Litre su içinde elmalar dağılıncaya kadar kaynatın.Hergün 3-4 bardak için.Yüksek tansiyonlular ve şeker hastaları 2-3 bardak içerbilir.



Alıntıdır.


Tır Drift İzle



http://www.youtube.com/watch?v=d685ZAmUTpsendofvid [starttext] KomiK KraL [endtext]